KÜÇÜK
BURJUVA VE KÜÇÜK BURJUVAZİ
''Aydınlanmış
küçük burjuvazi her zaman ilkesiz siyasetçilerin dayanağı idi.
Hem geçmişte hem de bugün, hem Batı'da hem de ne acıdır ki
sosyalist toplumda.'' (Benediktov)
Küçük
burjuva karakter, küçük burjuvazinin damgasını taşır. Küçük
burjuva, proletaryayı temsil etmez ve edemez. Nesnel karakteri
gereği temsil edemez. O, Marksizm-Leninizm'den etkilenmiş olabilir.
İçtenlikle buna inanabilir de. Fakat küçük burjuvazi
anti-kapitalist-sosyalist bir teoriye ve pratiğe sahip değildir. Bu
sınıfın teorisi özel mülkiyete, özel mülkiyetin tüm
biçimlerine karşı olmadığı gibi politik ufku ve hedefi de en
ileri noktada devrimci-demokrasiyle sınırlıdır. Çünkü kendisi
de mülk sahibi bir sınıftır. Küçük burjuvazinin proletarya
karşıtlığı, komünist işçi hareketi yaratmaya, devrimde
proletaryanın hegemonyasına karşı çıkması ya da pratik olarak
karşı duruş geliştirmesi bundandır. Bu teori ve pratik nihai
olarak demokratik bir kapitalist sistemle sınırlıdır. Onun
perspektifi, haykırışı ve mücadelesi kendisini ezen büyük
burjuvaziye ve onun diktatörlüğüne karşıdır. O, bunu
proletarya sosyalizmi, komünizm, Marksizm-Leninizm olarak lanse
eder. Bu olgu, UKH'nın tüm bir tarihsel deneyimi ile sabittir.
Proletaryanın
teorisi ve pratiği, nihai amacı ise özel mülkiyetin ve sınıfların
kaldırılmasıdır. İşçi sınıfının politik ufku proletarya
devrimin zaferi, proleter devrimin ürünü olan proletarya
diktatörlüğü ve proletarya diktatörlüğü aracılığıyla
komünizmin alt evresi olan sosyalizmden üst evresi olan komünizme
(sınıfsız toplum) geçmektir.
Proletaryanın
teorisi ve pratiğini belirleyen bu olgunun nesnel temelinde onun
kapitalizmin asıl ve özgül ürünü olması yatmaktadır. Bu
sınıf, özel mülkiyetle bağlarını koparmıştır. Ücretli
kölelik sisteminde proletarya ücretli bir köledir. Kapitalizm
geliştikçe, küçük mülk sahibi sınıf ve tabakalar çözülüp
dağılırken proletarya sınıfı ise sürekli büyür, gelişir,
güçlenir. Gelecek proletaryanın ellerindedir. Proletaryayı
ücretli kölelik düzenine mahkum eden, sömürülmesinin,
ezilmesinin nedeni kapitalist özel mülkiyet dünyasıdır.
Dolayısıyla özel mülkiyeti kaldırmak proletaryanın ekmek kadar,
su kadar yaşamsal gereksinimidir.
Küçük
burjuvazi ise, kapitalizmde dağılmakta olan bir sınıftır. Artık
o, eski çağların istikrarlı sınıfı olmaktan çoktan çıkmıştır.
Onun nostaljik karakteristiği buradan gelir. O, kapitalizmin iki
temel sınıfı olan burjuvazi ile proletarya arasında yer alan ara
bir sınıftır. Kapitalizmde küçük burjuvazinin bir geleceği
yoktur. Küçük burjuvazi gelişen kapitalizm karşısında her gün,
her saat iflas ederek proletaryanın saflarına atılır. Bu onun
kapitalizmdeki tarihsel ve sınıfsal kaderidir. Bu kader onu,
proletaryaya karşı alerjisinin de nesnel temelidir.
Bir
yandan küçük mülk sahibi bir sınıf olarak sınıf atlamak,
burjuva olmak ister, diğer yandan her saat iflasa doğru
sürüklendiği için proletarya saflarına katılmak zorunda kalır.
Onun bu nesnel sınıfsal temeli küçük burjuvazinin politik
ekonomisini belirler ve biçimlendirir Böylece o, bir yandan bir
elini burjuvaziye, diğer elini proletaryaya uzatır. Onun bu
iktisadi ve sosyal gerçeği, ikili sınıfsal karakterini
belirlediği gibi, küçük burjuvazinin, küçük burjuva karakterin
politikadaki istikrarsızlığının, ilke yoksunluğunun,
pragmatizminin, romantizminin maddi temelini oluşturur. Bu nesnel
maddi gerçek onun teoride ve politikada kolayca bir uçtan diğer
uca savrulmasının ana nedenidir.
Proleter
dalganın yükseldiği, Marksizm-Leninizm ve Uluslararası Komünist
Hareket'in (UKH) güç kazandığı, rüzgarın proletaryadan yana
estiği veya dünya proleter devrim dalgasının atılımı ve
sosyalist devrimlerin zaferi koşullarda kendinden geçerek ya
komünistliğini ilan eder ya da o, zaten komünisttir, hem de en iyi
komünist vs. Fakat yenilgi ve gericilik dalgası başladı mı,
yenilgi bir olguya dönüştü mü işte o koşullarda
Marksizm-Leninizm'den uzaklaşır. Ona reddiye yazar. Öyle ya da
böyle ''Elveda proletarya!'' der. Oportünizm ve inkarcılık
çarpıcı bir durum alır. Tıpkı ''ezilenci''lerin teorisi ve
pratiğinde olduğu gibi.
“...marksın yöntemi, her şeyden önce, her dönemin
kendi kesin ve somut koşulları altında o tarihsel sürecin nesnel
içeriğini layıkıyla değerlendirmektir, buradaki amaç,
öncelikle, söz konusu somut koşulları altında mümkün olan
ilerlemenin kaynağında hangi sınıfın hareketi olduğunu
anlamaktır.” (Engels) Ama komünizm adına ortaya çıkan küçük
burjuvazi ve küçük burjuva ne bu yöntemi anlar ne de insanlığı
kendisiyle birlikte kurtaracak olan tek sınıf olan proletaryanın
enternasyonalist karakterini ve nihai amacını. Çünkü ona göre
kainatın merkezinde kendisi, kendi küçük mülkü ve iktidarı
durur. Ve teorize ederek sorar; proletarya da hangi köyün
muhtarıdır?
Durumun
teorisini yapmada, zeytin yağı gibi suyun üstünde kalmada ondan
üstünü yoktur. Bu sınıfın ilkesizliği, pragmatizmi, anı,
dönemi kurtarma tarzı, başarılardan kolayca zafer sarhoşluğuna
kapılması, yenilgilerde kolayca kendisini kaybetmesi; kariyerizmi,
kendine tapınması, kurnazlığı, orta yolculuğu, romantik hayal
dünyasında yaşaması, sağcılık ve solculuk arasında
kıvranması, ''sol'' çığırtkanlık yapması, belkemiksizliği,
dün savunduğu ya da savunur göründüğü değerlere bugün kara
çalması, Marksizm-Leninizm'e, UKH'nın tarihine saldırması, Ekim
Devrimi ile açılan yolda sosyalizmin başarıyla inşa edilmesine,
sosyalist bir kampın doğuş ve gelişmesine reddiye yazması,
duruma göre davranma manevrası, demagoji ve manipülasyonda sınır
tanımaması vb. gibi özellikler küçük burjuvazinin, küçük
burjuva kişiliğin karakterisitikleridir. Küçük burjuvazi ve
küçük burjuva kadrolar, oportünizmin komünist partilerdeki
''Truva atı''dır. Bu onların nesnel işlevidir. Bunu bilince
çıkaramayan ve bu gerçeğe uygun mücadele yürütemeyen komünist
partilerin geleceği yoktur. Hem muhalefette olduğu dönemlerde hem
de iktidarda olduğu dönemlerde, küçük burjuvazinin
''aydınlanmış'' temsilcileri daima komünist partilerin baş
belası olmuştur.
''Ve
sözde sosyalist, gerçekte küçük-burjuva demokratlar olan
sosyalistlerin (Martov'lar, Çernov'lar, Kautsky'ler ve ortakları)
sosyalizmin özünü anlamamaları şaşırtıcı değildir.''
(Lenin) Tıpkı komünist partilerdeki küçük burjuva demokratları
ve küçük burjuva liberalleri gibi.
Tıpkı,
''Büyük, ilkesel düşüncelerin günün geçici çıkarları
uğruna bu unutuluşu; bu, sonuçları hesaba katmaksızın anlık
başarılar peşinde koşma, bu, hareketin geleceğinin onun bugününe
kurban edilişi'' (Lenin) gerçeğinde olduğu gibi. Küçük burjuva
için önemli olan güç olmaktır. Küçük burjuva tek ilkeli
politikanın sınıf politikası olduğuna reddiye yazar. ''Önemli
olan siyasetin nasıl yapıldığı ve hangi siyasetin
yapıldığıdır.'', '' Ancak yapılması gereken siyaset, işçi
siyasetidir....'' diyen
Engels'in ve diğer ustaların ne dediği zaten önemli
değildir. Ya da bu vb. sözler birer süs olarak kullanılır.
Oportünizm
sayısız biçimler alarak ortaya çıkar ama gerçek yaşamda daima
sınıf mücadelesinin nesnel gelişme yasalarını anlamaktan
uzaktır; kendiliğindenlik önünde boyun eğme son tahlilde onların
ortak karakteridir. Bunlar idare-i maslahatçıdır. ''Devrimde,
özsel olarak, gerçek ilişkilerin yerine, irade''yi (Marx)
koymaktan en pespaye sağ teorilerle ortaya çıkmaya kadar pek
maharetlidirler. Aslında sağ oportünizmden ''sol'' oportünizme
kadar uzanan renkli kuşak, proletaryanın ve kitlelerin devrimci
gücüne inanmaz. Bu inançsızlık, güvensizlik, kuşkuculuk,
umutsuzluk onların ortak erdemidir. Fakat tüm bunlar ''Marksist'',
''Marksist-Leninist'' lafazanlığın arkasına gizlenmiştir.
Bir
atasözünde denildiği gibi, “Tek kanatla kuş uçmaz!”
Fakat
bunlar daima tek kanatla uçmaya çalışan kuşlar gibidirler.
Bunlar hep kendi
küçük burjuva önyargılarının kurbanıdır ve bunun için hep
yeni kurbanlar arayışı içerisindedirler. Bunlar
Marksizm-Leninizm'in, proletarya sosyalizmin geçici yol
arkadaşlarıdır. Bunlar, Bilimsel Komünizm'den, proletaryadan
umudu kesmiş, tükenmişlik sendrumunun girdabında, çıkışı
tasfiyecilikte, II. Enternasyonal oportünizminde, Troçkizm'de,
''ezilenlerin Marksizmi''nde, ''ezilenlerin feda bölüğü''nde,
postMarksizmde arıyorlar. Yani renga renk tasfiyecilik son tahlilde
aynı cephede, tasfiyeci oportünist cephede birleşmektedir. Onların
arayışları hep Marksizm-Leninizm karşıtlığı üzerinde
yükselmekte ve kendisini durmaksızın üretmektedir. Bu
kaçınılmazdır çünkü, Marksizm-Leninizm inançları bitmiştir.
Proletaryadan umut kesilmiştir. Küçük burjuva sınıfın tarihsel
ve güncel cephaneliğinden aldıkları ve sözde yenilikçilik adına
savundukları teoriler onları buna koşullamakta, her geçen gün
küçük burjuvazinin bataklığına daha derinden gömmektedir.
Küçük
burjuvazinin ve küçük burjuva bireylerin devrimci-demokrasi ile
proletarya sosyalizmi arasındaki farklılığı silikleştirmesi,
bulanık düşünceleri ve sapmaları, çizgisel ayrılıkları
Marksizm-Leninizm olarak sunması yukarıdaki gerçeklerle bağlıdır.
İlkesizlik, ilkelerden kopma, ideolojik uzlaşmacılık, ideolojik
tavizler verme, taktik başarılar uğruna program ve stratejiyi red
ya da programa, stratejiye uygun politik-pratikten kopmaları, dahası
ideolojik değerlere, proletarya sosyalizminin tarihsel gerçeğine
ve kazanımlarına reddiye yazılması bundandır. Bu gerçekler
onların kötü niyetiyle açıklanamaz. Bu onların nesnel sınıf
karakteriyle, içerisinde geçilen nesnel koşullardaki ve güç
dengelerindeki değişmelerle bağlıdır.
Küçük
burjuvazi (ve küçük burjuva karakter) kendi özel mülkünü her
şeyden üstün tutar. Nereye baksa orayı kendi özel mülkü olarak
görmek, üzerine yatmak ister. Bu özel mülkiyetçilik, komünist
partilerde kılık değiştirmiş bir görünümle ortaya çıkar.
Küçük burjuvanın komünist partiyi kendi arka bahçesi görmesi,
kendini amaçlaştırarak partileri araçlaştırması, ''stratejik
önderlik'', ''stratejik önderler'' formülasyonunda da dile geldiği
gibi kişi ve önderlik kültünü kutsanıp teşvik etmesi
bundandır. Dünyanın merkezi olarak eleştirisiz bağımlılık
talep eder. Marksizm-Leninizm'e, parti ilkelerine bağlı,
mücadeleci, bağımsız komünist karakterden ve kadrolardan
rahatsız olur, dahası düşmanca davranır. Bu küçük burjuva
zihniyet, karakter ve önderlik anlayışına göre
''Sıradan insanların yapacakları şey, onların vahiymişcesine
tebliğ ettikleri kutsal mesajı uygulamaktan ibarettir...'' (Marx)
Özneleşmek üzerine yazılıp çizilir, lafazanlık yapılır
ama en istenmeyen durumda budur. Eh ne de olsa özne var, o özne de
egoizme boğulmuş küçük burjuvadır. O, tüm ölçülerin
ölçüdür. Dünya onunla başlar ve onunla sonlanır. İşte
o, bu kadar yüce ve değerlidir. Küçük burjuva der ki, iyi er
olmayı öğreneceksiniz, iyi bir emireri olmak için de itaat etmeyi
öğreneceksiniz. Yani kendisi biricik öznedir, gerisi nesne... Bu
zihniyet ve duruş küçük burjuvazinin nesnel doğasından
kaynaklanır ve bu gerçeğin yansımasıdır.
Küçük
burjuvazi narsist bir sınıftır; teoride ve pratikte, dünyayı
kendi mülkü olarak görür; inanılacak olursa, dünyanın tapusu
ona aittir. Dünya kendi çevresinde döner. Bu olgu, küçük
burjuvanın kendisini biat edilecek biricik görmesinin sınıfsal
temelini oluşturur. Küçük burjuva zihniyet ve temsilcileri
kendilerini bulunmaz Hint kumaşı olarak lanse eder, yetinmez,
ettirir. Onun başarısız olması zaten mümkün değildir, bir
başarısızlık varsa, tabii ki bu başarızlık vs. kendi
dışındadır, örneğin ''taktik önderlikler'', falanca bireyler
sorumludur vs. Yenilgileri, başarısızlıkları, dibe vurmuşluğu,
krizleri vs. dışsallaştırma onun karakteri ve hile-i
şerriyesidir. Dahası hep ağzında dua yüreğinde hile ile her
yerde boy gösterir ya da açıkça hileli taktiklerle proletarya
sosyalizmine karşı savaşır.
Bu
gerçekler gösterilince küçük burjuvazi/küçük burjuvamız
küplere biner, ''moral bozukluğu, güvensizlik yayma, yorgunluk''
vs. üzerine demagoji yapar. Çünkü o, kendi gerçeğini tersyüz
edilmiş tarzda başka yerlere fatura ederek gerçek yüzünü
gizlemeyi de erdem ve maharet bilmiştir. Daima yarattığı
yıkımların, kirlenmenin, başarısızlıklarının sorumluluğunu
üstlenmekten kaçmıştır. O, toplumsal ve bireysel kültürümüzde
egemen olan günah keçileri yaratma zaafını sömürmede
ustalaşmıştır. Aslında öz değersizliği içinde
kıvranmaktadır. Çoğu zaman bunu farkeder. Farkettikçe
saldırganlaşır, saldırganlaştıkça kendisine daha fazla
liberalizmi başkasına ise daha keskin sektarizmi uygular. Fakat bu
narsist-egoist saldırganlığı arttıkça öz değersizlik,
sevgiden yoksunluk, yaşayamadığı ve mahrum kaldığı şeyler,
yaşadığı travmalar ve işlediği günahlar ruhunu daha yoğun
kıvrandırarak acısını azdırır. Ne yapsa ne etse de derdine
çare bulamaz. Yıkım ile boyun eğme girdabında bulunmaz Hint
kumaşı, adanmışlık ve feda ruhu üzerine lafazanlıkla gerçeğini
örtmeye son ana kadar direnir ve azap içinde sürüklenip gider.
Bu
küçük burjuvazidir. Kapitalizmde küçük burjuvanın geleceği
yoktur. Onun nesnel sınıfsal karakteri, ikili sınıf niteliği
umutsuzluk içinde onu her türlü taşkınlığa taşır veya
değişik türden istikrarsızlık, tükenmişlik
sendromu ile yaşar. Kendini yüceltse de gerçekte kendine öz
güveni yoktur ya da tükenmektedir. Marksizm-Leninizm'e,
proletaryanın tarihte oynadığı ve oynayacağı role inancı
giderek tükenmiştir. Arayışı, çıkışı, dayatmaları hep
proletarya sosyalizmi dışı kimliklerle buluşarak şekillenir.
Sorunların
teorik temellerine inilmesine, ideolojik, siyasi, örgütsel
karakterinin açığa çıkarılmasına düşmanlık besler ve hemen
saldırıya geçer. Diyalektiği, materyalizmi, Marksizm-Leninizm'i
kavramamıştır; yarım yamalak ''kavrayış''ını ve kendi gerçek
karakterini gizlemeyi maharet bilir ve bu işte de maharetlidir. “Ne
kadar nahoş olsa da, olguları açıkça görmek, adlı adınca
çağırmak, işçilere doğruyu söylemek zorundayız.” diyen
Lenin gerçekte küçük burjuvazinin korkulu düşüdür. Leninist
eleştiri, özeleştiriden bundan dolayı korkar. Bundan dolayı
oportünizm ve tasfiyeciliğe özgü eleştiri ve özeleştiriyi
Leninist perspektif ve duruşun karşısına koyarak onun içeriğini
boşaltır.
Küçük burjuvanın
eleştiriden anladığı şey, kendisine, kendilerine övgüdür,
kendilerinin yüceltilmesidir; eleştiri onları yüceltmelidir,
dokunulmaz kılmalıdır, otoritelerine gölge düşürmemelidir. Ve
onlar, kendi gerçeklerinin açığa çıkarılmaması koşuluyla
masumca, dindarca yapılmış ''eleştirileri'' ''olgunluk''la,
''empati''yle, ''zerafet'' dolu manevralarla karşılarlar.
Özeleştiriden anladıkları ise, bir kez daha kendilerinin
yüceltilmesi, kadroların ve örgütlerin kendilerini yerden yere
vurarak biatlarını yüksek sesle dile getirmesidir. İstenen budur.
Dayatılan budur. Elverişli koşullar olduğunu ya da oluştuğunu
düşündükleri anlarda, dönemlerde bunu kabaca da dayatırlar.
''Otorite''lerinin ''güçlü'' olduğu zamanlarda bu çizgilerini
fütursuzca gerçekleştirirler, zayıfladıkları dönemlerde ise,
''zarafet'', ''kızıl'' gülücükler, karşıdakilerin ruhunu
okşama manevralarıyla vb. tepkileri savuşturmaya çalışırlar.
Etraflarında gizemli bir hava yaratmaya önem verirler. Eğer varsa
illegalite de bu işi kolaylaştırır. Oportünizmin, oportünist
karakterin manevraları, demagoji ve manipülasyonu sınır tanımaz.
Küçük burjuva nesnel karakteri gereği gerçekleri dizginsizce
çarpıtmaya ve tanınmaz hale getirmeye her zaman hazırdır ve
zaten bunu da yapar.
Küçük burjuvazi
günahkardır ama günahlarını dışsalaştırarak
sevabı hep kendisine, günahı ise proletaryaya ve komünistlere
yazar. Bu uğurda durmaksızın şeytanlar yaratır, ''tarihte iz
bırakma'' adına her türlü küçük burjuva şeytanlığı yapar.
Nostaljik, mistik, romantik kahramanlığa özenir ama onu da yapma
karakterinden yoksundur ya da devrimci olduğu
kesitte bunu yapmaya kendini, kendilerini hazır hissedenler,
yenilgiler, başarısızlıklar, umut kırılmasıyla şekillendikçe,
bundan geri durur ama herkesi, proletarya ve halklara bedel ödeme,
''adanmış devrimcilik'' çağrısı; ''bütün mesele ölmesini
bilmektir. Buna hazır mıyız!'' vs. çığırtkanlığı yapar.
Duygusal, ajitatif söylemle çok romantik kesilir. ''Devrim
sözcüğünü büyük harfle yaz''ar, ''devrime nerdeyse tanrısal
bir erek gibi paye ver''erek (Lenin) kendinden geçmiş tarzda
konuşmaya daima özel önem verir. Yitirdiği masumiyetinin
farkındadır ama olsun dünya onun mülküdür. O yine biriciktir,
Tanrının insanlığa armağanıdır, onun değeri bilinmelidir ve
bu da biatta somutlaşmalıdır.
Burjuvazi
bireycidir. Küçük burjuvazi bireycidir. Bencillik onun sınıf
karakteridir. Küçük burjuvanın proleter kolektivizme, demokratik
merkeziyetçiliğe, proleter demokrasiye, komünistlere karşı
durması, her şeyin merkezine kendisini (sözgelimi biz önderiz,
bizim önderliğimizi tanıyacaksınız, biz stratejik önderiz
gerisi, sizler taktik öndersiniz, iti erler olmayı öğreneceksiniz
vs. gibi) koyması, kariyerizm ve bürokratizmi işte bu sınıfsal
karakterle, bencillikle bağlıdır. Eh, sözkonusu bir komünist
parti olunca tabii ki bu bencilliğin üstüne kızıl şal falan da
çekilerek bencillik pazarlanacak.
Küçük burjuvazi
doyumsuzdur. Ruhu açtır. Kapitalizmde bir geleceği olmadığını
farkettikçe saldırganlaşır. Proletaryaya baktıkça alerjisi
yoğunlaşır; çünkü o, bu alt tabakalardan, altta olanlardan,
kalanlardan olamaz; çünkü o, seçkindir, o dünyanın merkezidir.
Küçük burjuvazinin ''biz'' kavramının içinde ''ben'' kavramı
gizlidir ve sahtedir. ''Biz'' derken gerçekte ''ben'' demektedir.
Hele de
''küreselleşme''yle, ''serbest piyasa'' ile, ''neoliberalizm'' ile
belirlenen ve şekillenen bir ideolojik ve politik saldırganlıkla,
aşırıya varmış toplumsal çürümeyle belirlenen tarihsel
kesitten bu yana sözde bireyin, şirazesinden çıkmış
bireyciliğin şaha kalktığı bir dönemde, üstelik sosyalizmin,
Marksizm-Leninizm'in itibarının da aşırı gerilediği bir
kesitte, komünist partilerin yaşadıkları dünya gerçeklerinden
azade yaşadıklarını düşünmek; kaçınılmaz olarak böyle bir
dünyanın baskısı altında olan herhangi bir komünist partisinin
burjuva bireyciliğinden etkilenmeyeceğini, saflarında karşılık
bulmayacağını; öncelikle de partilerin en zayıf, çürük birey
ve kategorilerin saf ve temiz kalacağını düşünmek kaskatı
idealizmdir...
Bu süreç (
''küreselleşme'') öyle bir süreç ki, birey ve bireycilik
aşırıya varır. Başarı ya da başarısızlıktan bireyin kendisi
sorumlu tutulur. Sorunlar vb. bireylere, onların sorumluluğuna
indirgenir. Bireycilik ve rekabetçilik, acımasızlık, postunu
kurtaran iyidir, başarılıdır, değerlidir ve gemisinin
kaptanıdır. Düşenin dostu yoktur, akıllı olacaksın bir tekme
de sen vuracaksın, senden daha yüce bir değer yoktur. İyiliğin,
doğruluğun, güzelliğin, gerçeğin tek ölçüsü sensin. Senin
bencilliğine karşı olan her şey sana düşmandır, ezip
geçeceksin; eline bir fırsat mı geçti, çok güzel bir sen vur
bir de yer vursun. Tüketmeye bak. Anı yaşa. Faydalıysa doğrudur.
Popüler olmaya, kişisel imaja bak. Yoksa imaja dayanan sanal
karakter yarat, ardına gizlen, reklamını yap ve yaptır. Bir marka
ol. Tüm bunlar için her şey mübahtır. Sen biriciksin. Sen
tanrının, olmadı mı doğanın insanlığa yüce bir armağanısın.
Zeytinyağı olacaksın, yoksa ezilmeye mahkumsun. Her adımda
hesaplı-kitaplı davranacaksın. Dikkat et ayağını kaydırırlar.
Dikkat et ayrıcalıklarını kaybedersin. Kendini kendine
adayacaksın ama kurnaz olacaksın, için başka dışın başka
olmalı. Ben değil, ''biz'' diyeceksin, ''biz'' ile ben dediğini
gizleyeceksin. İlkeler, ahlak, moral değerler, vicdan mı, bunları
geçeceksin. İntikamcı olacaksın. Ne de olsa sözkonusu olan senin
kariyerin. Senin ihtiyaçların. Senin geleceğin. Vampir gibi
insanların emeğini, sevgisini, arkadaşlık ve dostluk duygularını
sömüreceksin. Ama etrafında sempati halesi yaratmaya daima önem
vereceksin. Kişisel bağımlılık yaratmaya özel önem vereceksin;
''biz'' maskesi ardına saklanarak kendine insan kazanacaksın.
Yaptığın şeyin kendin için değil, onların, ''bizler''in
yararına olduğuna inandıracaksın. Onların saflıklarını,
geriliklerini, zaaflarını, donanımsızlığını, komplekslerini
sömüreceksin, onlara ne denli aşırı önem verdiğini göstermede
maharet sahibi olacaksın. Romantik olacaksın. Nezaketin doruğu
görüneceksin ama daima gülücüklerin, güllerin, zarafetin
arkasında zehirli bir hançer taşıyacaksın. Gerekli mi oldu,
elindeki o hançeri yüreğine sokacaksın.
Tilki gibi, yılan
gibi, kurt gibi olacaksın. Gerçek durumun ortaya mı çıktı,
fırsat bırakmadan boğacaksın ya da dersini
vereceksin. Durumun teorisini maharetle yapacaksın. Önemli
olan sensin. Çünkü sen hep en büyüksün. Çünkü yalnızca sen
hakkediyorsun her şeyin en güzelini. Başarı mı, elbetteki sana
aittir. Kolektif başarı ve emek mi, elbette ki onlar da senin
sayende kazanılmıştır. Kitabına uydurup, saman altından su
yürütüp kendine mal edeceksin. Zaaflarını, suçlarını bir
erdem olarak, yüceliğinin kanıtı olarak pazarlamasını
bileceksin. Öyle ya, iyilik, güzellik, başarı senden gelir, kendi
ölçütlerini kendin koyacaksın. Başkalarını dikkate alır gibi
davranacaksın, tabi olana, tabi olabilecek olanlara özel bir
itinayla davranır gözükecek, onları kendi ''ben''ine, kendi
egoizmine, kendi yaşanmamışlıklarına, sevgisizliğine, kendi
çıkarlarına tabi kılarak ne denli değerli insanlar olduğunu
vurgulayarak sömüreceksin. Eh, her şeyin bir fiyatı var değil
mi! İnsanlığın kurtuluşunun sana bağlı olduğu umudunu,
imajını canlı tutacaksın. İnsanların gerçeklerle, gerçeğinle
hesaplaşmasına, öncelikle de görmesine, anlamasına fırsat
yaratmayacaksın. Akıllı olacaksın. Bunun için hep tetikte olacak
ve iktidarını koruyacaksın. Hele de etrafında bir gizem perdesi,
sempati halesi örmüşsen aman dikkat et, gerçeğin görülmesin.
Bu dünya kötülerin dünyası. Çünkü sen biriciksin, eşi
bulanmaz bir kutsallıksın. Sana dokunan yanmalıdır. Başkaları
da bu deneyimden ders alarak haddini bilmelidir. Öncü onun küçük
mülküdür. O kendi mülkü gördüğü partiyi tanrısallık katına
ve biata çevirerek kendisini yüceltir, aşırı bencil karakterini,
dar grupçuluğunu bu yolla örtüler.
Küçük
burjuvazinin toplumsal maddi gerçeğini ve bu nesnel gerçeğin onun
sınıfsal karakterini; teorisini, politikasını, örgütsel
yaşamını, ahlaki, moral ve vicdani değerlerini nasıl
biçimlendirdiğini bilince çıkaramazsan ya bunları anlamazsın ya
da korkakça görmezden gelirsin, en fazlasından mızmızlanırsın.
Kağıt
üzerinde ayrı yaşamda ise bambaşka davranma ve bunda ısrar etme
oportünizmdir. Burada bir karakter yarılması var. Burada
karşımızda duran olgu, küçük burjuvazinin ikili sınıfsal
nesnel gerçeğidir, bu olgunun çift kişilikli, ''çok dinli''
olarak ortaya çıkmasıdır. Ozan Vicdani'nin 70'li yıllarda
saflarımızda popüler olan bir türküsünde söylediği gibi
''teorisi ayrı pratiği ayrı oportünistler'' sözleri oportünizmin
kısa, özlü, çarpıcı bir tanımlanmasıdır.
Küçük
burjuvazi teoride, politikada, örgütsel yaşamda ilkesizdir,
pragmatiktir, eklektiktir ve tüm bunları da Marks ve Lenin adına
yapar ya da her renkten oportünizmi komünizm olarak pazarlar.
Lenin'in son derece değerli şu analizi komünist partilerdeki
oportünizmi, oportünist unsurları kavramak bakımından özel
olarak özümsenmelidir;
''Marksizmin oportünist çarpıtmasında diyalektiğin
eklektik çarpıtması, yığınları en büyük kolaylıkla aldatan
çarpıtmadır; eklektizm, yığınlara aldatıcı bir doygunluk
verir; sürecin bütün yönlerini, bütün gelişme eğilimlerini,
bütün çelişik etkileri vb. hesaba katıyormuş gibi görünür;
ama aslında, toplumun gelişmesi üzerine hiçbir tutarlı ve
devrimci düşün vermez.''
Teorik ve pratik olarak eklektisizmi temsil edenler, bu
işin ustası haline gelmiş olanlar da dahil proletaryaya, onun
ideolojisine, sınıf mücadelesine daima çok zarar vermiştirler ve
vermektedirler. Komünistler olarak bilmeliyiz ki oportünizm
komünist hareketi tüketiyor, onu o olmaktan çıkartıyor, onu bir
başka dünyanın parçası haline getiriyor ve getirmektedir.
Özellikle 80 sonları ve 90'lı yıllar sonrası,
kapitalist/revizyonist kampın çöküşünün yarattığı ağır
yıkımın, dünya devriminin geçici yenilgisi
ve gericilik dalgasının dünyayı derinden sarstığı, kasıp
kavurduğu tarihsel bir dönemdi. UKH tasfiye oldu. Devrimci ve
komünist hareketin geniş bir kesimi yenilgi ve gericilik dalgasına
erken teslim oldu ve devrim ve sosyalizm kavgasından hızla koptu.
Bir bölümü ise, gericilik yıllarının ve tasfiyeciliğin
saldırısına daha geç katıldı. Yenilginin etkileri, kendi özgün
gelişme sürecinin etkileriyle, başarısızlıklarıyla,
yorgunluğuyla vb. birleşerek daha geç yansıdı. Bu deneyime
coğrafyamızda da tanık olduk. Büyük bir öz güvenle gerçekleşen
Birlik Devrimi'nin üzerinden kısa bir zaman geçtikten sonra
Marksist Leninist Komünist Harekette ortaya çıkan ve özü burjuva
liberalizmi, burjuva demokratizmi olan sapmaların, çizgisel
yönelimlerin deneyi söylediklerimizi ayan-beyan kanıtlamaktadır.
Proletaryadan, Marksizm-Leninizm'den kesilen umut, legal
Marksizmde, postMarksizmde, Troçkizm'de, ezilenlerin Marksizminde,
ortayolcu oportünizmde, vb. somutlaşarak ortaya çıktı. İşte bu
geç etkilenmenin ifadesi olan olgu ya da olgular komünist harekette
de adım adım gelişti ve yükselen değerlere dönüştü. Bunun
sonucu ''ideolojisizleştirme'', deorganizasyon, sınıftan ve
kitlelerden kopma, istikrarsızlık gerçek bir tablo oluşturmaya,
durumun teorisi ile en kaba biçimlerden en ince biçimlerine kadar
oportünizm ve tasfiyeciliği, Bilimsel Komünizme ve Birlik
Devrimi'ne karşı nesnel bir birlik kurmaya götürdü. Bu sürece
karşı yürütülen mücadele ise sayısız biçimlerde
etkisizleştirilmeye çalışıldı. Bu etkisizleştirme duruşunun
etkisiz kaldığını ise zaten söyleyemeyiz. Dahası, ne yazık ki
başarılı da oldu. Her şeye karşın komünistler inandıkları
yoldan geri kalmadılar ve kalmayacaklarına da inanıyoruz. Eğer
hala Birlik Devrimi'nin temel çizgisi, sürekli içeriği
boşaltılmasına rağmen, açıktan red ve mahkum edilemiyorsa, hala
komünist eleştiri gücü tümden boğulamamışsa komünist
güçlerin mücadelesinden dolayıdır. Belli ki kısa erimli
düşünmeden bu mücadeleyi çok yönlü sürdürmek gerekiyor.
Sınıf mücadelesinde kolay yol yoktur. Sınıf mücadelesinin zorlu
yolunda yürürken elbette ki komünist karaktere ve yenilenme gücüne
dayanan çözüm ya da çözümler ortaya çıkacaktır.
Ve burada da komünistlerin tek sorumluluğu sınıfa,
Marksizm-Leninizm’e, tarihe karşıdır. Bilimsel Komünizm’in
bunun dışında başka hiçbir ölçütü ya da ölçütleri
bulunmaz.
Hasan OZAN
İLTEMUR